AktifBusiness.com
30 Temmuz 2010 Cuma
Karakter boyutu : 12 Punto 14 Punto 16 Punto 18 Punto
25 Mart 2010 Perşembe 12:04

AŞAĞI İNMEDEN ZİRVEYE ÇIKILMAZ

It is impossible to reach peak without coming down initially


Psikolog İlhan Özdemir

Sanayi devriminden bu yana süregelen gelişmeler hızını hiç kesmeden asrımızda da devam etmektedir. Hatta sanki yokuş aşağı gider gibi sürekli daha da hızlanmaktadır. Bu “gelişme” kelimesini biraz açmak gerekirse makineleşme ve teknolojik ilerlemelerden bahsediyorum aslında. Buna gelişme mi demek gerekir yoksa başımıza iş açmak mı bilemiyorum.
Eskiden insanlar ihtiyaç duyduklarında alış veriş yaparlarmış. Bir gömleğiniz varsa o eskimeden bir yenisini almak aklınıza bile gelmezmiş. Ve gömlek mağazalarda satılmaz sadece terzilerde dikilirmiş. 1600’lerde terzileri bir araya toplayıp atölyeler oluşturulmuş ve aynı çatı altında dikmeye başlamışlar gömlekleri. İşte bu noktada başlamış aslında endüstrileşme ve teknolojinin bir embriyo haline gelmesi. Çünkü yöneten kişi ve toplu üretim bir araya gelmiş artık. Geriye kalan sadece bir gebelik dönemi kadar zaman ve sonra teknolojik gelişim bombardımanının doğması.
Sonrasında ise bugüne kadar gelen hızlı bir gelişim. Çünkü yeni doğan çocuklar çok hızlı gelişir. Ve herkes onu sever, onu besler çünkü hiç kimseye bir kötülük yapmamıştır henüz. İşte böyle şımarık bir çocukluk geçirdi endüstrileşme. Çağımız belki de bu çocuğun ergenliğidir. Çünkü ergenlik çağına gelen gençler özgürlüğünü kazanmak için çabalar ve bir şekilde kazanır da. Eğer onu kontrol etmeye çalışırsanız artık size karşı kötü duygular besler. Size zarar verir ve sizi reddeder. Ona hiçbir şey yaptıramaz hale gelirsiniz. Artık o size bir şeyler yaptırır. Ve ”neden her dediğini yapıyorsun” diyen yabancılara bakışlarınızda saklıdır çaresizliğiniz. Bunu anne-babalar çok iyi bilirler.
Şimdi kendinize sorunuz, teknoloji özgürlüğünü kazanmaya başlamadı mı sizce de? Hani filmlerde robotların üretileceği ve bu robotların bağımsızca hareket edip dünyaya hükmedeceği konu edilir hep. Aslında robota falan gerek yok bence. Nasıl Adam Smith’in dediği gibi piyasanın görünmez eli kendi kendini kontrol ediyorsa teknolojik gelişmeler de artık görünmez uzuvlara sahip gibi görünüyor. Artık teknoloji kendini de geçti bizi yönetmeye başladı aslında. Maalesef çağımızda birçok yönetici de teknolojinin gelişmesi ile insana verdiği değeri azaltıyor. Tabi ki bu bir itham değil, teknoloji yönetiyor insanı demiştim az önce. Ama bir farkındalık belki… Bir hatırlatma belki… Bir titreyip silkinirsek, şöyle dikkatimizi yoğunlaştırırsak bu konuya, göreceğiz ki yöneticiler çalışanların insan olduklarını unutuyor çoğu zaman. Sanki onlar da makinelerin arasında kaynayan birer makineymiş gibi geliyor. Ve sadece yemek, su ve ücretini vererek onun çalışmasını maksimum düzeyde sağlayabileceğini zannediyorlar. Öyle ya makinenin yağını koyarsanız, elektriği de verirseniz maksimum performansla çalışır. Bir de bakımlarını aksatmazsanız o makine olur size evladiyelik…
Bir yakınımız vefat ettiği zaman kendimizi dünyaya ne kadar kaptırdığımızı düşünürüz. Farkında olmadan dünyalık işlerin içinde boğulduğumuzu anlarız. İşte şimdi de içinde kaybolduğumuz makineleşmenin farkına varalım, kendimizi cansız bir hayata nasıl kaptırdığımızı bir düşünelim. Bir yakınımızın vefat etmesini yaşadığımız krizler temsil eder fazlasıyla. Yapmamız gereken şey çalışanlarımızın insan olduklarını hep aklımızda tutmaktır. Çalışanlarının insan olduklarını unutmayan, stratejilerini bu nokta etrafında belirleyen ve en önemlisi onlara değer verdiğini hissettiren yöneticiler başarılı olmaya mahkumdurlar. Mahkumdurlar evet, çünkü onlar başarısız olsa bile çalışanlar bir el verir ve kurtarırlar durumu. İşyerini evleri, yöneticilerini babaları kabul ederler işte o zaman. Adam yerine koyulduklarını bildikleri zaman…   
 1920’lerin sonunda Amerika Birleşik Devletleri’nde yapılan bir araştırmadan bahsetmek isterim. Western Electric Hawthorne Fabrikasında yapılıyor bu araştırma E.Mayo ve arkadaşları tarafından. İş yerindeki aydınlatma düzeyi aşamalı olarak arttırılıyor. Amaçları çalışma koşulları ile verimlilik arasında bir ilişki bulmak. Ancak aydınlatma düzeyini arttırsalar da azaltsalar da verimlilik artıyor. Bir değişme olmuyor. Şaşırmış vaziyette sonucu araştıran bilim adamları öğreniyorlar ki verimliliğin artması işyeri koşullarının değişimlenmesinden değil araştırmacıların dikkatlerini işçilere vermiş olmasından kaynaklanıyormuş. İşçiler kendileri ile ilgilenildiğini görünce işlerine dört elle sarılmışlar tabi. Bu sonuç Hawthorne etkisi olarak tarihe geçmiştir.
Teknoloji artık özgür ve her yere bir anda giriyor. Yani bir fabrikaya bir teknoloji girdiyse yanındaki fabrikaya da girmesi en fazla birkaç sene sürüyor. Sonuç olarak rakiplerinize oranla manidar bir şekilde ileride olmak istiyorsanız, sektörde öncü olmak istiyorsanız, zirvede olmak istiyorsanız insana önem vermelisiniz. Onları geliştirmelisiniz. Onların maddi ihtiyaçlar dışında psikolojik ihtiyaçları olduğunu da göz ardı etmemelisiniz. Onlara firmanızı sahiplenmeleri için olanak tanımalısınız. Zor durumlarında yanlarında olmalısınız. Çalışanlarınızın fikirlerini önemsemelisiniz.
Çalışanlarınıza değer verin, onları önemseyin ve bunu onlara hissettirin. Böylece bir Hawthorne etkisi oluşturabilin. Zirvenin yolu insan ile mümkün. Hani derler ya: yolun bundan sonrasına araçlarla devam edemeyiz. Herkes aşağı insin…

***

It is impossible to reach peak without coming down initially

Psychologist Ilhan OZDEMIR

Developments since industrial reformation continues rapidly in current century too. Besides, it gets an acceleration day by day. The word “development” signifies tachnologic access and mechanization.    

Industrialization was born and had a spoilt chilhood. Nowadays, perhaps we live the maturity of this process. Parents know this feeling very well. Did technology get its own freedom in your opinion? Just like Adam Smith’s invisible hand in markets, technological developments have a similar invisible hand which control itself.    

I would mention a research held in the U.S.A. by E. Mayo and his friends in Western Electric Hawthorne Plant at late 1920s. The goal of the research is to find a realtion between work conditions and productivity. The result of the research showed that when staff knows there is someone observes the job then the productivity raises. 

You should consider the opinions of employees. Esteem your employees and let them feel this. Thus, you would form the Hawthorne effect. Don’t forget the fact that the way which goes to the peak passes through human being. 

***

www.aktifbusiness.com

'aktif olan kazanır'

 

Bu habere henüz yorum eklenmemiştir.