

İsveç'te turizm geliri sanayiyi geçti
Ardı sıra AB dönem başkanlığını üstlenmiş olan üç ülkenin, başkanlığa yükledikleri roller, izledikleri politikalar, AB içinde üç farklı anlayışın resmini veriyor.
Biri kibirli tavırları ve konuşmasıyla, diğer üyelerin ne düşündüğünü önemsemeyen AB benden sorulur, benim dediğim olur havasında.
Diğeri şampiyonlar ligine katılmış ama korkudan bacakları titreyen, bir an önce maç bitsin diye sahada amaçsızca koşturan ikinci lig takımı çapında bir ülke.
Üçüncüsü ise sürekli olarak topluluğun ortak çıkarlarını öne çıkaran, küresel sorunlara çözüm arayışlarında gayret gösteren, yapıcı, çalışkan ama bu arada ulusal çıkarları için altı aylık dönem başkanlığında ülkeyi göze çarpmayacak bir şekilde seferberlik havasına sokmuş bir dönem başkanı.
BBC Türkçe servisinn haberine göre, AB'ye ardı sıra başkanlık görevini üstlenmiş olan ve farklı görüntü veren bu üç ülkeden birincisi Fransa. Fransa Cumhurbaşkanı Nikolay Sarkozy'nin kibirli tavırları kimsenin dikkatinden kaçmıyor. Fransa'nın öteden beri AB'nin patronu gibi davranmaya özen gösterdiği de zaten biliniyor.
İkinci ülke ise Çek Cumhuriyeti. Cumhurbaşkanları AB karşıtı olan, dönem başkanlığı sırasında hükümet krizi yaşayan Çek Cumhuriyeti son derece silik bir başkanlık sergiledi.
Üçüncü ülke ise İsveç.
Başkanlık anlayışında, izlediği politikada, İsveç'i ekonomik ve siyasi olarak güçlü, dünya sahnesinde itibarlı bir ülke haline getirmiş olan mantığı görmek mümkün.
'İsveç dönem başkanlığına iyi hazırlanmış'
İsveçliler için "mühendis kafalı millet " denir. Bu benzetme teknoloji geliştirmelerindeki başarıdan ziyade atacakları her adımı en ince detayına kadar hesaplamalarından dolayı yakıştırılmıştır. Dönem başkanlığına hazırlık ve uygulamalarda da bu akılcılığı ve yaratıcılığı görüyoruz.
İsveç dönem başkanlığını üstlenmeden, başbakan gündemdeki en önemli sorun olarak çevre kirliliği ve iklim değişikliği üzerinde durulacağını açıkladı. İlk liderler zirvesinde de AB ülkelerinin atmosfere zehirli gaz salımını azaltacak ortak politika üzerinde uzlaşılmasını sağladı. İsveç dönem başkanı olarak şimdi Aralık ayında Kopenhag'da toplanacak olan Uluslararası İklim Konferansına hazırlanıyor.
BM'nin düzenlediği konferansa AB adına sunulacak İsveç'in geliştirdiği önlemler paketinde bütün ülkelerin ekonomilerini çevreci bir zemine kaydırmaları istenecek. Kısaca "eko ekonomi" olarak adlandırılan çevreci ekonomiye kuşkuyla bakanlar için ikna edici örnek İsveç olacak
1990'dan bu yana karbondioksit salımını yüzde 10 azaltıp, ekonomisini yüzde 50 büyütmüş olan İsveç başardığı sürdürülebilir kalkınma ile dünyaya çevreci ekonominin örneği olarak gösterilecek. Olof Palme'den sonra dünya siyaset sahnesindeki özgün rolünü yitiren İsveç böylelikle BM İklim Konferansı'yla örnek ülke imajını yeniden kazanmaya çalışacak.
İsveç'te tüm siyasi partiler, takım ruhu içinde hareket ediyor
Tabi ki bunları gerçekleştirebilmek bir takım ruhuyla hareket etmeyi gerektiriyor. İsveç'in özelliği bunu başarması. Siyasi partilerden ekonominin tüm aktörlerine kadar takım ruhuyla eşgüdümlü hareket etmeyi bilmesi. İsveç'in yurt dışında tanıtımıyla ilgili faaliyet gösteren "Visit Sweden" adlı kurumun müdürü yabancılar üzerinde yaratılacak olumlu imajın hem siyasi hem ekonomik olarak İsveç’e geri döneceğini söylüyor.
Altı aylık dönem başkanlığ sırasında İsveç'in yedi ayrı bölgesinde 113 toplantı yapılacak. 23 000 delegenin katılacağı bu toplantıları 4 000 yabancı gazetecinin izlemesi bekleniyor. Delegelerin ve gazetecilerin İsveç’ten olumlu anılarla ayrılmaları için her türlü hazırlık yapıldı. Yemekler bile ulusal ahçı takımınca o bölgede yetişen taze malzemelerle hazırlanacak.
Yabancıların İsveç'ten izlenimlerini yazmaları için dönem başkanlığı sitesinde özel bölüm açıldı. Bugüne kadar yüzlerce konuk izlenimlerini yazdı. Hepsi İsveç'e ve İsveçlilere hayran. En çok vurgulanan noktalar İsveç'in doğası, insanların her zaman yardıma hazır ve güleryüzlü oluşları, organizasyon başarısı ve tabi sarışın güzeller.
"Visit Sweden"ın müdürüne göre İsveç'ten olumlu izlenimlerle ayrılan bürokratlar ve politikacılar, daha sonra önlerine İsveç'in taraf olduğu bir sorun geldiği takdirde büyük bir olasılıkla İsveç'in tarafını tutacaktır. Hele gazetecilerin olumlu izlenim edinmeleri altın değerinde. 4 bin gazetecinin İsveç hakkında yazacakları ancak milyarlarca kron ödenerek yapılacak reklamla sağlanabilir.
Bu ifadeler bile İsveç'in bakış açısını yeterince anlatıyor. Tabi bu eskiden beri, istikrarlı olarak yürütülen bir politika. Gene aynı yetkili bu politikanın sonucunu rakamlarla ifade ediyor. Geçen yıl İsveç'in turizm geliri 90 milyar kron, yaklaşık 9 milyar euro. Bunun 13 milyar kronu doğrudan katma değer vergisi olarak devlet kasasına girmiş. İsveç ne güneşi ne de sahilleriyle turistleri çeken bir ülke. Ama turizm geliri, otomobil ve çelik ihracatını geçmiş durumda.
İşte bu başarı da sözünü ettiğimiz İsveç mantığının eseri.








